Çocukluk Çağında Üçüncü Sinir Felci İle Seyreden Ağrılı Oftalmopleji
PDF
Atıf
Paylaş
Talep
Olgu Sunumu
P: 159-162
Mart 2012

Çocukluk Çağında Üçüncü Sinir Felci İle Seyreden Ağrılı Oftalmopleji

Turk J Ophthalmol 2012;42(2):159-162
1. Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tip Fakültesi, Göz Hastaliklari Anabilim Dali, Konya, Türkiye
Bilgi mevcut değil.
Bilgi mevcut değil
Alındığı Tarih: 06.05.2011
Kabul Tarihi: 24.09.2011
PDF
Atıf
Paylaş
Talep

ÖZET

Çocukluk çağında üçüncü sinir felci ile seyreden ağrılı oftalmopleji yapabilen sebepler arasında, postenfeksiyöz üçüncü sinir felci, bası yapan kitle lezyonları, vasküler anomaliler ve oftalmoplejik migren bulunmaktadır. Oftalmoplejik migren, çocukluk çağında başlayan tekrarlayan baş ağrısı atakları ve oftalmoplejiyle karakterize, literatürde ender rastlanılan bir patolojidir. Oftalmopleji; 3., 4. ya da 6. kraniyal sinirin parezisi ya da paralizine bağlı olarak ortaya çıkar. Ataklar bazen birkaç saat bazen de birkaç hafta sürebilir ve genelde uygun tedaviyle düzelir, ancak bazı olgularda kalıcı sorunlar görülebilir. Bu çalışmada çift görme, tek gözde kapak düşüklüğü, midriyazis ve şiddetli baş ağrısı şikayetleri ile göz polikliniğine başvuran 11 yaşındaki olgu tartışıldı. Hastanın oftalmolojik muayenesinde okülomotor paralizi saptanarak, oftalmoplejik migren tanısı düşünüldü ve buna yönelik ilaç tedavisine başlandı. Migren tedavisi sonrasında hastanın şikayetleri azaldı ve 8 hafta içinde tamamen düzeldi. Bu olgu sunumu ile, çocukluk çağında ağrılı oftalmopleji ve bu tabloya yol açabilecek hastalıklar tartışıldı. (Turk J Ophthalmol 2012; 42: 159-62)

Giriş

Oftalmoplejik migren, baş ağrısı ve oftalmopleji atakları ile karakterize bir patolojidir. Hastalık genellikle çocukluk çağında başlangıç göstermektedir.1-3 Uluslararası Baş Ağrısı Topluluğu (IHS: International Headache Society) tarafından kraniyal nöraljilerin bir formu olarak kabul edilmektedir.4 Bazı çalışmalarda oftalmoplejik migren, demyelinizan ya da inflamatuar zeminde başlayan akut bir nöropati olarak öne sürülmektedir.2 Atak sırasında yapılan beyin manyetik rezonans (MR) incelenmelerinin, hastaların bir kısmında sinir kılıfına ait kontrast tutulumunu ve okülomotor sinirde kalınlaşmayı göstermiş olması, bu hipotezi desteklemektedir.3 Ancak Beyin MR görüntülerindeki bu değişiklikler hastanın ilk ataklarında rastlanmayabilir.5

Hastalık genellikle çocukları etkilemektedir. Klinik tablo, tipik olarak baş ağrısı ve takiben 3-4 gün sonra ortaya çıkan kraniyal sinir felciyle karakterizedir.4 Dördüncü ve 6. kraniyal sinir de etkilenebilir, ancak en sık okülomotor sinir felcine bağlı göz hareket bozukluğu görülmektedir.3-6 Ataklar çoğunlukla kendini sınırlar ve tedaviye iyi cevap verir, ancak baş ağrısı geçtikten sonra dahi göz hareketlerinin tamamen iyileşmesi birkaç gün ya da hafta sürebilir.4 Bazı olgularda ise kalıcı göz kası felci ya da minimal pupilla defektleri görülebilir.7

Biz bu yazımızda, baş ağrısı ve çift görme şikayeti ile başvuran, ayırıcı tanısında oftalmoplejik migren ve postenfeksiyöz üçüncü sinir felci açısından takip ettiğimiz okülomotor sinir felçli bir hastayı, laboratuvar ve görüntüleme sonuçlarıyla tartışıyoruz.

Olgu

On bir yaşında kız çocuğu 1 haftadır süren şiddetli baş ağrısı ve bundan 4 gün sonra başlayan kapak düşüklüğü ve çift görme şikayeti ile polikliniğimize başvurdu. Hikayesinde iki yıldır tek taraflı baş ağrısı atakları tarif ediyordu. Hasta, baş ağrısı atakları sırasında bulantısı ve zaman zaman kusması da olduğunu ve uyuyunca baş ağrısının azaldığını ya da geçtiğini belirtiyor idi. Yapılan fizik muayenesinde yüz sola dönük idi, çene aşağıda baş pozisyonu mevcuttu. Oftalmolojik muayenesinde ise, sağ göz dışa ve aşağı kaymış olarak izlendi, sağ göz kapağında pitozis saptandı. Sağ pupilla dilate idi (Resim 1). Göz hareketlerinde sağ gözde içe bakış kısıtlılığı görüldü ve içe bakışta belirgin olarak artan, başı sola yatırınca azalan çift görmesi mevcuttu (Resim 2). Hastanın en iyi görme keskinlikleri her iki gözde 10/10 ve renkli görmesi her iki gözde 12/12 olarak saptandı. Biyomikroskopik ön segment ve fundus muayenesinde özellik görülmedi. Pupilla çapları aydınlık ortamda sağ gözde 6,03 mm, sol gözde 5,90 mm; mezopik ortamda ise sağ gözde 6,68 mm, sol gözde 7,18 mm olarak ölçüldü. Yapılan otomatize görme alanı incelemesi (Humhrey SITA-Standart 24-2 testi ile) normal olarak bulundu. Hastaya bu bulgular ile okülomotor sinir felci tanısı kondu. Yapılan laboratuvar tetkikleri sonucunda, rutin biyokimyasal ve hematolojik incelemeler, eritrosit sedimentasyon hızı, serum reaktif proteini ve romatoid faktör değerleri normal olarak bulundu. Antinükleer, antifosfolipid ve anti-dsDNA antikorları negatif olarak bulundu. Kranial MR, MR anjiyografi (MRA) ve orbita MR sonucu da normal olarak raporlandı. Hastaya nöroloji bölümünce lomber ponksiyon (LP) yapıldı ve serebrospinal sıvı (SSS) basıncı 120 mmHg olarak kaydedildi. Alınan SSS örneğinin biyokimyasal ve kültür incelemesi normal olarak bildirildi. Laboratuvar ve radyolojik incelemeler sonucunda patolojiye rastlanılmaması nedeniyle hastaya oftalmoplejik migren ön tanısıyla oral Zolmitiptan (Zomig tablet 2,5 mg 1x1) ve intravenöz deksametazon 0,1mg/kg (dekort ampul 4 mg 1x1), oral Esomeprazol 0,5 mg/kg (Nexium tablet 20 mg 1x1), intramüsküler Dimenhidrinat 50 mg/ml (Dramamine ampul 1ml 1×1) başlandı. Hasta, tedavinin 4. gününde baş ağrısı ve çift görme şikayetlerinin azalması sonucunda azalan dozlarla oral prednol 0,4 mg/kg (Prednol tablet 16 mg 1x1 0,4 mg/kg) ve Zolmitriptan (Zomig tablet 2,5 mg 1x1) önerilerek taburcu edildi. Hastanın yapılan kontrollerinde göz hareketlerinde kısıtlılıkta ve çift görmede azalma izlendi (Resim 3) ve bu şikayetler 2. ayda tamamen düzeldi.

Tartışma

Çocukluk çağında üçüncü sinir felci ile seyreden ağrılı oftalmopleji yapabilen sebepler arasında, postenfeksiyöz üçüncü sinir felci, bası yapabilecek kitle lezyonları, vasküler anomaliler ve oftalmoplejik migren bulunmaktadır.8

Çocukluk çağında geçici 3. sinir felci yapabilen sebepler içinde, viral postenfeksiyöz 3. sinir felcinin mutlaka ekarte edilmesi gerekir. Viral hepatitler, kabakulak ve Lyme hastalığı, viral postenfeksiyöz 3. sinir felcinin etiyolojisinde etken olabilir. Bu enfeksiyonlar her zaman fark edilmeyebilir ancak çoğunda laboratuvar bulguları etkilenmiş olarak izlenir. Bizim olgumuzda bir viral enfeksiyon hikayesi olmaması, tüm laboratuvar incelemesi yapılmış ve patolojik bir bulguya rastlanmamış olmaması, benzer baş ağrısı şikayetlerinin daha önce de olması sebebiyle, muhtemel tanı oftalmoplejik migren olarak kabul edilmiş ve buna yönelik tedavi uygulanmıştır. Ayırıcı tanıda düşünülmesi gereken diğer durumlar, üçüncü kraniyal sinire bası yapan kitle lezyonu ve vasküler anomalilerdir (örn; anevrizma, arteriovenöz malformasyon).8 Olgumuzda yapılan Beyin MR, MR Anjiyografi ve Orbita MR sonuçları normal olduğu için bu tanılardan uzaklaşıldı.

Oftalmoplejik migren, çoğunlukla çocukları etkileyen bir hastalık olup, nadir olarak erişkin çağda da ortaya çıkabilir.9 Bharucha ve ark. bir çalışmada, oftalmoloplejik migren olguların çoğunda migren atağı sırasında ya da hemen sonrasında çekilen beyin MR incelemesinde, 3. kranial sinir boyunca ya da beyin sapından çıkış kökünde sinirde genişleme ve/veya kontrast tutulumu saptandığını, bir kısmı olguda ise beyin MR görüntülemesinin normal olarak raporlandığını bildirmişlerdir.5 MR’da görülen bu değişiklerin ise ilk atak sırasında görülmeyebileceği de belirtilmiştir. Bizim olgumuzda da beyin MRG ve MRA görüntülemeleri normal olarak raporlanmıştır.

Oftalmoplejik migren, Uluslararası Baş Ağrısı Topluluğu tarafından 1988 yılından itibaren bir kranial nöralji tipi olarak tanımlanmaktadır.4 Hastalığın etiyolojisi kesin olarak bilinmemekle birlikte bazı teoriler öne sürülmektedir. Okülomotor sinirin sisternal traktus kısmında saptanan ödem, neoplastik, inflamatuar ya da infiltratif etkenler gibi birçok sebebe bağlanabilmektedir.1 Ancak bunlardan hiçbiri kendiliğinden iyileşmemektedir. Oftalmoplejik migren ise tüm bu durumları ekarte ettikten sonra konabilecek bir teşhistir.

Hastalığın etiyolojisine yönelik öne sürülen teorilerden biri olan iskemik teoride -diyabete bağlı okülomotor sinir felcinde olduğu gibi- mikrovasküler düzeyde bir damar tıkanıklığı olduğunu belirtilmiş ancak bu teori pek fazla destek görmemiştir, çünkü burada sinirdeki kontrast tutulumu ya da ödem tam olarak açıklanamamaktadır.10

Mark ve ark. bir çalışmada, oftalmoplejik migrenin viral bir enfeksiyonun sonucu olarak ortaya çıkabileceğini öne sürmüş ve patogenezi, Bell paralizindeki fasiyal sinir etkilenmesine benzetmişlerdir.1 Diğer bir teoriye göre ise oftalmoplejik migren, tekrarlayıcı demiyelizan bir nöropatidir ve kronik inflamatuar demyelizan polinöropatilerde görülen, genellikle okülomotor sinirdeki ödeme bağlı olarak ortaya çıkan bir tablo olarak anılmaktadır.2

Oftalmoplejik migren tanısında, okülomotor sinirin sisternal traktus kısmında ödem görülmesi tanı için çok önemli bir bulgudur. Bizim olgumuzda MR’de bu sinir ödemi saptanmadı ancak bu bulgu hastalığın ilk atağında görülmeyebilir. Ayrıca hastanın herhangi bir viral hastalık öyküsü de yoktu; ancak daha önce olan ve bulantıyla seyreden baş ağrısı atakları ve başka laboratuvar ya da radyolojik bulgu saptanmaması, tanının migren lehine yorumlanmasını düşündürdü.

Miglio ve arkadaşlarının çalışmasında öne sürüldüğü gibi, hastalığın patogenezinde, migren atağı sırasında oluşan vazospazma ikincil gelişen kan-nöral bariyerin yıkımına bağlı geçici iskemik bir durum yatmaktadır.11 Bu durum ödeme yol açmakta ve klinik tablo, migren tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar ve kortikosteroid ile düzelebilmektedir. Aynı çalışmada önerildiği gibi, kan-nöral bariyer kendini tamir edemediğinden, migren atağı sonrası vazospazmın çözülmesine bağlı olarak baş ağrısı geçmekte, ancak sinir tutulumunun düzelmesi biraz daha uzun sürmektedir. Elbette bu atakların uzun sürmesi ve tekrarlayıcı olması halinde sinirde oluşan hasarlar kısmen kalıcı olabilmektedir.

Yapılan çalışmalarda oftalmoplejik migrende, hastalığın bulgularının 1-5 hafta içinde ve çoğunlukla steroid tedavisine gerek kalmadan kendiliğinden düzeldiğini göstermiştir. Ancak bizim olgumuzda olduğu gibi ağrı şiddetinin fazla olduğu durumlarda hastanın steroid tedavisi ile desteklenmesi gerekebileceği bildirilmiştir.12 Bizim olgumuzda 8 hafta sonra tam düzelme izlendi; bu durum postenfeksiyöz 3. sinir felciyle daha uyumlu bir tablodur, ancak hastamızın tüm laboratuar sonuçlarının normal olması ve eşlik eden başka patolojiye rastlanmaması bizi oftalmoplejik migren tanısına yaklaştırdı.

Biz hastamızın tedavisinde migren atağına yönelik bazı ilaçlar (zolmitriptan, dimenhidrinat) ve sinir tutulumu için kortikosteroid (i.v. deksametazon sodyum ve idame oral prednizolon) uyguladık ve başarılı sonuç aldık. İki ay sonrasında hastanın şikayetlerinde ve bulgularında tamamen düzelme görüldü. Pareja ve arkadaşlarının9 çalışmasında oftalmoplejik migren tanısı alan iki hastanın migren ilaçlarına ya da kortikosteroid tedavisine yanıtsız olduğu, fakat indometazinden fayda gördüğü bildirilmiştir. Doğan ve ark.12 2004 yılındaki bir çalışmasında steroid tedavisi ya da migren profilaksisi yapılmaksızın, bu olgulara sadece parasetamol önermiştir.

Sonuç olarak, baş ağrısı ve ilgili kraniyal sinir tutulumuna bağlı oftalmopleji ataklarıyla karakterize olan oftalmoplejik migren, tüm diğer patolojik durumlar ekarte edildikten sonra düşünülmesi gereken nadir bir hastalıktır. Hastaların çoğunda beyin MR görüntülemesinde sinirde ödem ve kontrast tutulumu görülmesine rağmen bazen sadece klinik bulgular ve hikaye bizi bu tanıya yaklaştırabilmektedir. Hastalar çoğunlukla ilaçla tedaviye yanıt vermekte ve büyük oranda sekelsiz iyileşmektedir.

Ya­zış­ma Ad­re­si/Ad­dress for Cor­res­pon­den­ce: Dr. Bengü Ekinci Köktekir, Selçuk Üniversitesi Selçuklu Tıp Fakültesi, Göz Hastalıkları Anabilim Dalı, Konya, Türkiye
Gsm: +90 532 353 27 16 E-pos­ta: [email protected] Ge­liş Ta­ri­hi/Re­cei­ved: 06.05.2011 Ka­bul Ta­ri­hi/Ac­cep­ted: 24.09.2011